23 Ağustos Çarsamba

İlçemiz Tarihçesi

BEYDAĞ TARİHİ

     Çevremizdeki kaya mezarları ve Pilâv tepe, İntepe, Cintepe, Beyler Tepesi tümülüsleri, bir zamanlar yöremizde Lidyalıların egemen olduğunun belgeleridir. Tümülüsler, Lidya krallarının ya da asil ve zengin Lidyalıların mezarları olarak yapılmıştır. Tüm bu kalıntılar eski çağlardan bu yana Beydağ’ın önemli bir yerleşim merkezi olduğunun kanıtıdır.

Beydağ’ın tarihte bilinen ilk adı Palaipolistir. Palaipolis’i kuranlar ise Lidyalıların soyundan olan Kibyrahlardır.  Lidyalıların soyundan olan Kibyrahların önemli bir özelliği de demir işçiliği ve kakmacılıktır. Adagüre köylülerinin demircilik zanaatı, o zamanlardan beri devam edegelmiş olabilir.

M.Ö.7. yy.da Lidyalıların başkenti Sard’dır. Birgi ise Lidyalıların yazlık şehri olmuştur. M.Ö.676’da Kimerler Anadolu’ya gelerek Lidya şehirlerini harap etmiştir. Kimerlerin, bu akınlarından Beydağ da etkilenmiş, Palaiapolis çok zarar görmüştür. Kimerlerin ardından Perslerin Lidya kralı Krezüs’ü, M.Ö. 603’de yenmeleri ile yöremiz 200 yılı aşkın bir süre İranlıların yönetiminde kalmıştır.

M.Ö. 334 de Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra Menderes Ovası, İskender’in yönetimi altına girmiştir. Büyük Iskender’in ölümü ile ovaya Antigonos, daha sonra Trakya Satrabı Lysımakhos egemen olmuştur. Tarihçi Esebios’a göre Pergamon Kralı I. Attolos, Küçük Asya kralı Hioraks’ı yukarı Kystrostaki Koloe’de (Keleş. Kiraz) M.Ö.229’da yenince, ova Pergamon Krallığı’nın yönetimine girmiştir.  Pergamon Kralı III. Attolos’un M.Ö. 133 de ölmesi ile Romalılar Krallık topraklarına el koymuşlar ve “Kilbis” adı verilen Yukarı Kaystromtai (Kiraz-Beydağ ovası) Roma yönetimine girmiştir.

M.S. 4. yüzyıla kadar, Yukarı Kilbiyanos (Küçük Menderes doğu bölgesi) Bizans İmparatorluğu’nun hudutları içinde kalmıştır. Bu zaman içinde bakımsızlıktan harap oldu. Peganizm’in yasaklanmasından sonra Hıristiyanlık resmen bölgeye girdi ve kiliseler yapıldı.

Kilbianon Ovası’ndaki Palaiapolis, Koloe (Kiraz) Pyrgion (Birgi), Hypaipa (Günlüce) Nikala gibi kentlerde V. yy da piskoposluklar kuruldu ve Metropilidine bağlandı. 530 yılı Hieroclec listesinde, Algiza İle Palaiapolis Piskoposlukları birleştirilmiştir.

Palaiapolis şehri 5.yy`da bugünkü ilçe merkezinin batısında olmalıdır. Kilise kalenin batısındadır ve Polis adını taşıyan şehirler bir saray ve çok kere bir mabet meydanına yelpaze şeklinde gelen sokakların kenarlarında dizilmiş evlerden meydana gelmiştir.

1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Alp Aslan’ın emriyle Anadolu fethedilmeye başlanmıştır. 1079–1080 yıllarında Selçukluların fetihleri Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz kıyılarına kadar gelmiştir. Bu tarihlerde, Kilbiyanon ovasındaki: Palaiapolis (Balyambolu, Beydağ), Koloe (Keleş, Kiraz), Byrgion (Birgi). Hypaipa (Dabbey. Günlüce) Nikaia gibi kent ve kaleler Türklerin eline geçti. Selçuklu Emirlerinden Emir Çaka, merkezi İzmir olan bir beylik kurdu. Kuzeyde Emir Tanrıbermiş, merkezi Pars’ın beyliği ile Manisa topraklarını kapsayan, Alaşehir Beyliğini kurdu. Palaiapolis belki bu sırada, belki de bundan sonralarda Balyambolu adını almış olabilir. Beydağ bu beyliklerin ortasında ve etki alanı içindedir.

Bölgede başlayan Türk Egemenliği daha sonra Birgi merkez alınarak kurulan Aydınoğulları döneminde de devam etmiştir. Aydınoğulları Beyliği’nin I. Beyazıt’ın egemenliğini tanıması ile beylik merkezi Tire olarak belirlenmiştir.  Bu tarihlerde Balyambolu (Beydağ) küçük bir kasaba olarak Tire’ye bağlıdır. Ekonomik bakımdan da Tire ile ilişkilidir. Yukarı Menderes Havzası 1451 de merkezi Tire olan Aydın İline o da Kütahya’da oturan Anadolu Beylerbeyine bağlıdır.

1671 yılında Tire’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, aynı tarihlerde Balyambolu’ya da gelmiştir. Evliya Çelebi Beydağ hakkında şunları yazmıştır:

“Evsafı kasaba-i ve kaza-i Balyambolu. Bu dahi Aydın hakinde yüz elli akçei şerif kazadır ve nahiyeleri yedi pare kuradır ve hâkimi has voyvodasıdır. Kethüdayeri yoktur. Amma mahsus serdarı vardır. Ve bir kasabası bağ ve bahçeli bir cebel dameninde üç yüz haneli ve bir minareli camii ve bir han hamamlı ve birkaç dükkânlı kariyeden bozma kasabai mamurdur. Bunda dahi haftada pazarı olup âdem deryası olur. Ve zeyli şehirde dirahtistan sayesinde herkes kâlâyı metaın bazarı muhabbete çıkarub beyii şira olunur. Balyambol bazarı meşhuru af’aktır. Pembe ipliği ve pembe bezi ve dimisi meşhurdur kim cemii diyarlara bundan müstevli olur ve bu kazada hâsıl olan kutur(kutun) meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde oldi. Ve bunda Biyankökü çok olduğundan Biyanboldan galat kavmi etrak tahfifi kelâm idüb Balyambolu derler. Elhasıl bu pazar Aydında ve Saruhanda ve Menteşede meşhur pazardır.”

Evliya Çelebi’nin geldiği, gördüğü Balyambolu bu gün ilçe merkezi olan yerdir. Gördüğünü söylediği han, cami bilinmemekle beraber hamamın yıkıntıları durmaktadır.

Balyambolu’dan Tasahorya (Erikli) köyüne geçen Evliya Çelebi, gördüklerini şöyle aktarmıştır: “… Sarp, dereli, tepeli bahçeli, bir dağ eteğinde havası güzel, kasaba misal 500 kiremit örtülü, mamur ve kagir ev vardır. Bir camii, 3 mescidi, bir kapalı hamamı, bir hanı, yedi dükkanı vardır. İrem misal bir şirin beldedir. Üzümü ve kirazı bol ve güzeldir. Her kiraz ağacı beşer onar katır yükü kiraz verir. Her kiraz tanesi keklik yumurtası kadardır. Bey yaylağın eteğinde olduğundan abıhayat suları vardır ki tabir olunmaz” Evliya Çelebi’nin görüp yazdığı yedi dükkândan dördü yıkılıp köy kahvesi yapılmıştır diğer üçü ise durmaktadır. Han yıkılmış yerine köy konağı yapılmıştır. Cuma Camii yıkılmış, yerine okul yapılmıştır. Merkez mescidinin yerine cami yapılmıştır. Hamamın, caminin bahçe kapısının batısından çaya inen yolun üstünde yıkıntısı durmaktadır.

Erikliden Beyköy’e gelen Evliya Çelebi: “Karye-i Bey, Bu gün Beyköy mahallesi, 200 evli bir camili, havası güzel bir köydür.” demiştir.

1831 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan ilk nüfus sayımında, Balyambolu halkının sayımını Mevaliden Arifbeyzade Raşit Bey yapmıştır. Bu sayımda: 1709 İslâm, 11 reaya yazılmıştır. 1709 kişi içinde, kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar yoktur. Tahmini olarak bu günkü nüfusa yakın bir nüfusa sahip olduğu sanılmaktadır. Beydağ’ın kaza olduğunu belgelendiren en önemli kanıt Memuru Aşar Kaza-i Balyambolu H. 284-H. 1767/68 tarihli mühürdür.

Balyambolu 1838–1849 yıllarında Aydın Livasına bağlı bir kazadır. Balyambolu 1867 yılına kadar kaza olmuş bu tarihten yaklaşık yüz yıl sonra, nüfusunun çoğalması ile 1964 de belediyelik olmuştur.